TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVALARI HAKKINDA KISA BİR DEĞERLENDİRME

Abdurrahman Kaymak Avukat | 22 Haziran 2012 | Güncel

Yoğun iş tempomuz nedeni ile bir türlü süreklilik kazandıramadığımız yazılarımızın bir yenisi ile tekrar sizlere ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Aşağıda ilçemizin de kronik hukuki sorunlarından biri olan tapu iptali ve tescil davaları hakkında bazı açıklamalarda bulunacağız.

Genel Olarak            :

Tapu iptali ve tescil davaları, mirasçılardan mal kaçırma gayreti içersinde olan miras bırakan ve/veya diğer mirasçıların hukuka aykırı eylemlerinin ortadan kaldırılması için aleyhine işlem yapılan mirasçılar tarafından açılan davalardır. Bu davanın davacısı, yasal miras hakkının hukuka aykırı olarak ihlal edildiğinden bahisle miras payının adına tescilini talep etmektedir.

Davanın Dikkate Değer Özellikleri   :

  1. Zamanaşımı Söz Konusu Değildir.

Tapu iptali ve tescil davaları zamanaşımı sürelerinin geçerli olduğu bir dava türü değildir. Bu itibarla, hakkı ihlal edilen taraf süresiz olarak talepte bulunma hakkına sahiptir. Daha basit bir ifade ile davalı taraf aradan 15-20 sene geçtiğini iddia ederek davanın reddini talep edemez.

  1. Muvazaalı İşlem Şekil Şartı Noksanlığından Batıldır.

Bu dava türünde davalı taraf genelde miras bırakandan satış yolu ile terekeye dahil olması gereken bir takım taşınmazları satın aldığı iddiasındadır. Ancak, genelde fiilen tapuda gerçek bir satış yapılmış gibi gösterilse de, işin gerçeği bağışlamadır. Örnek vermek gerekirse, Baba B ölmeden çok sevdiği oğlu O'ya evini ve iki tarlasını tapuda satış göstererek devretmekte, aslında oğlu O'dan ev ve iki tarla karşılığında hiçbir ödeme almamaktadır. Burada B ile O arasında yapılan satış işlemi muvazaa nedeni ile gerçekte yapılmak istenen bağışlama işlemi ise şekil şartı noksanlığından geçersizdir.

Taşınmaz bağışlanması şekil şartına bağlı bir işlemdir. Yani, geçerli bir bağışlama yapılabilmesi için yasanın aradığı şartlar yerine getirilmelidir. Yukarıdaki olayda bağışlama yasanın aradığı şartlar yerine getirilmeden yapıldığından, satış işlemi ise gerçek olmadığından geçersizdir. Bu durumda, babanın diğer evlatları kardeşleri O'ya karşı dava açarak talepte bulunabilecektir.

Değerlendirme          :

Konuyu özetlemek gerekirse; anne veya babalarından miras kalan taşınmazları olan kişiler, anne ve babalarına senelerce bakmış olmaları, yardım etmeleri vb gerekçeler ile haklarından fazla talepte bulunamazlar. Diğer mirasçılar miras bırakanları ziyaret etmese de, onlara uzakta yaşasa da, anne ve babalarından kalan mallar üzerinde hak sahibidirler. Bu nedenle, kendisinden mal kaçırıldığını tespit eden her mirasçı istediği bir zamanda mahkemeye başvurarak miras hakkı oranında talepte bulunabilir.

Saygılarımızla;

Av.Abdurrahman Kaymak

www.kaymak.av.tr

info@kaymak.av.tr