
Yine bir Kaymakamlar kararnamesi dönemiydi. Uzun süredir de rahmetli Mehmet Sarıcan’ın vefatından sonra Kandıra vekaletle yönetiliyordu. Kaymakam Hamza Erkal’da o kararnameyle Kandıra’mıza atanmıştı. Hiç birimiz tanımıyorduk onu. Bir gazetecilik merakıyla aradım onu İlçemize atanmadan önce. Çok nazik, kibar ve ciddi bir devlet adamı izlenimi edinmiştim ama yine de bir belirsizlik vardı içimde.

Bugün, İzmit’imizin işgal zulmünden kurtuluşunun yıldönümü.
Önce İngiliz güçleri ve ardından Yunan askerleri tarafından işgal edilen İzmit, bu işgalin ağır bedelini ödemiştir.
O bedelin bir örneği, Bağçeşme Namazgahındaki Şehitliktedir.

Türkiye tarihi, 11 yy. Oğuz ve Türkmen denilen Türk ırkının en kalabalık bir kolunun Anadolu kapısını açarak kendine vatan yapmasıyla başlar. Tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri olan 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ile Bizans mukavemeti kırılınca artık Türkler karşısında bir ordu kalmayınca, Türkmenler Anadolu’ya yayılmaya ve yurt kurmaya başlamışlardır.
Osman Turan, Malazgirt zaferinin “cihanşümül” bir mana taşıdığı ve tarihte bir dönüm noktası olduğunu ileri sürer. Malazgirt Zaferinin İslam ve Hıristiyan dünyalarının kaderine etki eden öneminden sonra, ilk büyük neticesinin “Anadolu Fethi ve Türkleşmesi” olduğuna dikkat çeker. Şu ifadeler oldukça önemlidir. İslam’ın ilk fetihleriyle sadece kanatları koparılan fakat 10. asırda tekrar kanatlanıp taarruza geçen Bizans, Anadolu fethi ile bel kemiğini kaybederek artık tedrici bir ölüme mahkum edilmiş oldu. Nitekim Malazgirt’ten sonra Bizans’ın mukavemeti kalmadığı için, Türkler birkaç yıl zarfında çadırlarını, Boğazlar, Marmara ve Adalar Denizi Ege sahillerinde dikmeğe başladılar.

Hayatı Hakkında
Uzun bir süre Roma ve Bizans’ın egemenliği altında kalmış olan Kandıra, Osmanlı Sultanı Orhan Gazi tarafından 14. yüzyılın ikinci çeyreğinde fethedilerek, bir Türk yurdu haline getirilmiştir.
Orhan Gazi’nin emrinde, Akçakoca, Konuralp, Turgutalp, Saltukalp, Samsa Çavuş, Gazi Rahman, Köse Mihal gibi tanınmış komutanlarla birlikte gerçekleştirilen bu fetihler, Osmanlının kuruluş aşamasında oldukça önemliydi.

Kentler kurulur, büyür, gelişir, değişir ve bu süreç devamlı sürer gider. Kentlerin kuruluşu bazen kendiliğinden bazen de belli bir sistematiğe bağlı olarak oluşur. Sistematik şehir planlamasından geçtikten sonra kurulan şehirler daha hızlı büyür ve belli bir standarda ulaşması daha az sancılı olur. Kentleşeme sürecinde metropol şehir olmaya aday yerleşim birimleri sürekli bir değişim içindedir. Bu süreçte özellikle göç alan şehirlerde hızlı değişimler yaşanır. Gelişim sürecinde şehirliler modern hayata entegre olmaya çalışırken köyden göç eden insanların şehir hayatına ayak uydurmaya çalışması ve kendilerini yenilemeleri gerekmektedir.

Ahmet Hamdi’nin “Beş Şehir”i, Ahmet Turan’ın “Altıncı Şehir”i, Cengiz Çandar’ın “Benim Şehirlerim”i, Haluk Dursun’un “İstanbul’da Yaşama Sanatı” var.